HASTA RUHLAR

   
   

 

Hayatınız boyunca mutlaka bir yada birkaç kez hasta olmuşsunuzdur…..

 

Gözle dahi göremediğimiz küçücük mikroplar vücudunuzu ele geçirip sizi yatağa çivilemiştir mutlaka…..

 

Sonra biraz ilaç ve biraz istirahat ile iyileşmişsinizdir değil mi ?

 

Ama öyle mikroplar vardır ki; onlar insanın vücuduna değil, ruhuna musallat olurlar…

 

Akıl hastalıklarından bahsetmiyorum…..şizofreni ve paranoya gibi akıl rahatsızlıklarının da fizyolojik veya nörotik bir takım nedenleri ve çeşitli tedavileri mevcuttur…

 

Benim burada anlatmaya çalıştığım;

 

Günlük hayatımızda her an karşılaşabileceğimiz, görünüşte akıllı mevki , itibar  hatta varlık sahibi insanlar olabilir bunlar….

 

Görünüşte sağlıklıdırlar,…. Konuşmaları ilk bakışta normaldir…

 

Birçoğu tahsillidir üstelik….. Ama bunların ruhları hastadır….

 

İşte bunlar hastalıklı ruhlardır….

 

Çünkü onlar inançlarını yitirmişlerdir…. Gözle dahi görülemeyecek mikroplar ruhlarını sarmıştır….

 

Kimi bencillikleri, kimi hırsları, kimi ise tamahkarlıkları içinde kendisini yaratanı unutmuş, dünya nimetlerine dört elle sarılmışlardır…….

 

Her canlı, ölümü tadacaktır. Biz bir imtihan olarak sizi şer ile de hayır ile de deniyoruz. Sonunda bize döndürüleceksiniz. Enbiya suresi 35.

 

Bu dünyaya imtihan için değil, zevk-i sefa için gönderildiğini sanmaktadır, bu hasta ruhlar….. İşte bu yüzden ölümü akıllarına bile getirmek istemezler…. Hatırlatana da kızarlar…..’’şimdi böyle tatsız mevzuların sırası mı ?’’ diye terslerler….

 

Çünkü ölümü hatırlamak demek, sahip olduklarını sandıkları şeyleri kaybetmek demektir onlar için…..

 

Bu dünyada kazandıkları onlara hiçbir zaman yetmez… hep daha fazla kazanmak isterler….. Daha fazla …. Asla hırsları ve tamahkarlıkları bitmez…. Nerede bırakacaklarını bilmezler onlar…..

 

Ve bu hasta ruhlar,…ne kadar mevki, mal mülk sahibi olurlarsa, o kadar mutlu olacaklarını sanırlar….. Yanılırlar…..

 

Gözünüzü açın! Gönüller yalnız Allah'ın zikriyle tatmin bulur.   

Ra’d suresi 28.

 

Bir de bu hasta ruhların şifasız olanları vardır…..

 

Onlar ise, hem dünya malına tamah içerisindedir…. Hem de kendisini yaratan, nimetlendiren rabbini inkar eder,… yada ona ortak koşar……işte bunlar klinik vaka’lardır…. Bunların tedavisi yoktur…..

 

Allah'ın saptırdığının, yol göstereni yoktur." kehf suresi 33.

 

Peki Allah bu insanları neden saptırır ?

 

Şimdi, diyelim ki sizinle iki samimi arkadaşız. Fakat ben ekonomik kriz içindeyim. Bir gün gelip sizden borç istiyorum. Veriyorsunuz….Gidiyorum. Sizi uzun süre arayıp sormuyorum.

 

Yıllar sonra yine kapınızı çalıyorum. İşlerim kötü gitmiş borç içindeyim. Sizden yine borç istiyorum. Ve yine yardım ediyorsunuz.

 

Ve bu aldığım borcu da ödemiyorum. Yıllarca sizi aramıyorum….Yıllar sonra yine iflas etmiş bir halde kapınıza gelsem bana yine dostum diye sarılır yine yardım eder misiniz ?

 

Yoksa ‘’ne hali varsa görsün,... Bana ne...’’ Diyerek kapınızı yüzüme kapar mısınız ?

 

İyi düşünün, hayatınızın bir döneminde, size mutlaka yardım elini uzatmış gerçek bir dosta yaptıkları için,.... Verdikleri için....

 

Teşekkür ettiniz mi ?

 

Yada gerçek bir dosttan yardım istediniz de, size kapısını mı kapattı ?...

 

Allah için kalbinizde bir mum yaktınız mı ?...

 

Ona kalbinizin kapısını bir gün bile olsa araladınız mı ?...

 

Gökyüzünün maviliğini görmenizi sağlayan gözleriniz için,...

 

Kuşların cıvıltılarını işitmenizi sağlayan kulaklarınız için,...

 

Ve sevdiklerinizi sevmenizi sağlayan gönlünüz için,...

 

O’na hiç teşekkür ettiniz mi ?

 

İşte belki de bu yüzden o gerçek dostu küstürdünüz.....

 

Ve sizinle konuşmuyor.....

 

İşte Allahın insanları saptırmasının anlamı budur.

 

Evet hasta ruhlu insanlar,…. Sizlere acil şifalar….

 

Allah yar ve yoldaşınız olsun….

 

(Akın Örsmen 30.8.2005)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 

 
   
         
   

GERİ DÖN