TEREDDÜTLERİMİZ

   
   

 

Hayatımız boyunca çeşitli konularda tereddütler yaşarız.

Adeta yaşamımızın bir parçasıdır tereddütlerimiz.

 

İlk okula başladığınız günü bir hatırlayın….

 

Sevinçliydiniz…. Belki de hüzünlüydünüz…. Ama içinizde bir tereddüt vardı…. Acaba nasıl bir ortam diye….

 

Tereddütleri hayatımızın her döneminde yaşarız… okuldaki sınav sorularında, acaba hangisi sorunun doğru cevabı diye bazen tereddütte kalmışızdır….

 

Çalıştığımız işyerinde, acaba işten atarlar mı ? Diye tereddütler yaşamışızdır mutlaka…

 

Evleneceğimiz insanı seçerken de tereddütlerimiz vardır…

Hatta bazı insanlar, acaba eşim beni aldatıyor mu ?  diye tereddüt duyarlar…

 

Peki neden duyarız bu tereddütleri ?...

 

Tereddütleri duyarız, çünkü, biz insanlar, gördüklerimize ve yaşadıklarımıza inanırız….

 

Mesela imtihanımızın iyi geçtiğini biliriz ama imtihan sonucunu öğrenmeden içimiz rahat etmez….

 

Hasta bir yakınımızın durumunun iyi olduğunu söyleyen doktora inanmayız illaki, hastamızı gözümüzle görmek isteriz… bu bizi rahatlatır…

 

İnançsız insanların durumu da buna benzer… gönülleri ile değil, kafa gözleri ile gören insanlar… yalnızca gözlerinin gördüğüne inanırlar….

 

Bugün size güneşin varlığına inanmanızı söylemem ne kadar saçma olurdu değil mi ?

 

Çünkü asıl inanmak görerek değil görmeden olmalıdır. Gördüğünüz şey zaten vardır.... İnanmamanız mümkün değildir...

 

Oysa görmek inanmak değildir…. İnanmak görmektir…

 

İnançsız insanlar, tereddüt ve kuşku içerisindedirler.

Emin değillerdir.

 

Oysa inançlı insan, Allah’ın varlığına ve birliğine asla kuşu duymaz.

 

Çünkü baktığı her yerde,… onun imzasını görür…

 

Ağaçlarda, …kuşlarda,… kendisinde,…

 

Bu böyledir…Allah inançsızların kuşku ve tereddüt içinde kalmaları için böyle yapmaktadır….

 

İnkâr edenler ise kıyamet ansızın başlarına patlayıncaya kadar, yahut kısır bir günün azabı kendilerine gelip çatıncaya kadar, o Kur'an'dan yana kuşku içinde olmaya devam edecekler.

HAC SURESİ 55.

 

Ey insanlar! Ölümden sonra dirilme konusunda kuşku içinde olabilirsiniz. Ama şu bir gerçek ki, biz sizi bir topraktan, sonra bir spermden, sonra bir embriyodan/döllenmiş bir karışımdan, sonra ne olduğu kısmen belirli, kısmen belirsiz bir et parçasından yarattık ki, size açık-seçik beyanda bulunalım. Ve sizi rahimlerde, belirlenen bir süreye kadar dilediğimiz şekilde bekletiyoruz. Sonra sizi bir çocuk olarak çıkarıyoruz.HAC SURESİ 5.

 

Aksi halde meleklerini insanlara gösterirdi. Ve o Allah’ın sözüne inanmayanlar kesin olarak inanırlardı.

 

Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu gösteriyorduk ki, gerçeği görüp bilerek inananlardan olsun. EN'AM SURESI  75.

 

Düşünün bir kez,… eğer cehennemden naklen yayın yapılsaydı,…

Ve inkarcılar kendilerini bekleyen korkunç sonu izleselerdi,…elbette ki inanacaklardı…

 

İşte bu inançsız insanlar,…akıbetlerini görmedikleri için, ısrarcı tavırlarını sürdürmektedirler.

 

Tarih boyunca peygamberler, insanlara apaçık delillerle ve mucizeler ile gelmişlerdir.

 

Yemin olsun, biz, Mûsa'ya açık-seçik dokuz mucize verdik. İsrailoğullarına sor: Hani, Mûsa onlara geldiğinde Firavun ona şöyle demişti: "Ben senin kesinlikle büyülendiğini düşünüyorum, ey Mûsa!"  İSRA SURESI 101.

 

Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.  İSRA SURESI 59.

 

Fakat yine de onlara insanlar inanmamışlardır. Çünkü insanlar kendilerine sunulan maddi menfaatler ile ilgilenirler.

 

Peygamberler, eğer insanlara altın dağıtsaydı… onların peşinden gider ve ne derse yaparlardı…

 

Oysa peygamberler insanlara manevi bir takım şeyler vaat etmişlerdir.

 

Ve var ki insanlar, maneviyat ile değil, maddiyat ile ilgilenmektedirler.

 

İnsanlara gidip diyin ki; ‘’şurada bedava ekmek dağıtılıyor’’…

Hemen koşarlar…. İhtiyacı olan da, olmayan da…

 

Diyin ki onlara; ‘’x bankası paranıza çok yüksek faiz veriyor…. Koşarlar….

 

Çünkü insanlara maddiyat sunuyorsunuz….

 

Ama onlara ‘’gelin şurada bir fakir var,…ona yardım et ve sevap kazan…’’ derseniz…

 

Size; ‘’ git işine !...’’   ‘’manyak mısın ?’’ gibi cevaplar ile karşılaşırsınız. 

 

Çünkü insanlara manevi bir kazanç sundunuz…

 

Ve insanlar, manevi kazançlar ile pek ilgilenmezler…ilgilenenler den bir kısmı da başkalarına gösteriş yapmak, başkalarının sevgisini kazanmak için ilgilenir….

 

Oysa şu bir gerçektir ki; bu dünyada para kazanmaktan çok daha önemli bir şey vardır….

 

O da Allah’ın rızasını kazanmaktır…..

 

Böyle yazılar yazdığım için bana deliymişim gibi bakanlar var…

 

‘’işin yok mu, böyle yazılar yazıyorsun ?’’ diyenler var…

 

Boş işlerle uğraştığımı söyleyenler var….

 

Oysa ki ben bu yazılarımı gaflet içindeki insanları uyarmak, vicdanlarına dokunmak ve onlara Allah’ın varlığını hatırlatmak için yazıyorum….

 

Çünkü biliyorum ki; Allah için bir şeyler yapmış olmak….ve onun rızasını kazanmak…. Benim için para kazanmaktan daha önemli….

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN.

 

(Akın Örsmen 7.7.2005)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 
   
         
   

GERİ DÖN