FİLTRELEME MEKANİZMASI

   
   

 

Her insanın beyninde bir filtreleme mekanizması bulunmaktadır.

 

Peki nedir bu mekanizma ve ne işe yarar ?

 

Bu mekanizma insanın doğru ile yanlışı ayırmasını sağlar.

 

Mesela; araba ile yolun kenarında dururken, birisi gelip arkadan arabanıza çarptı. Sizin hiçbir suçunuz yok. Sinirlenirsiniz değil mi ? Ama ne kadar öfkelenseniz de arabanızdan inip o kişiyi öldürmeye kalkmazsınız.

 

Markette alışveriş ederken çok beğendiğiniz ama paranız olmadığı için satın alamadığınız bir şeyi cebinize indirmenizi önleyen de işte bu mekanizmadır.

 

İnsanların istediği anda istedikleri gibi davranmalarını kontrol eden, size doğru ile yanlışı ayırmanızı sağlayan bu mekanizma, günlük yaşamımız sırasında sürekli olarak bizi yönlendirmekte, doğruyu yapmamızda rehberlik etmekte ve duygularımızın etkisi altında kalarak bazı hatalar yapmamızı önlemektedir.

 

Bu mekanizma çocukluk yıllarımızda henüz gelişme aşamasındadır. İşte bu yüzden çocuklar ayıp kavramının ne olduğunu tam algılayamazlar. Siz hiç hayatınızda sokak ortasında seke seke yürüyen bir adam gördünüz mü? Ya da birine kızdığı için sokakta tepine tepine ağlayan bir kadın ? Ama mutlaka bir sürü çocuk görmüşsünüzdür bu tanımlamalara uyan.

 

Fakat buna rağmen bazı insanlar vardır ki; toplum içinde hiç sıkılmadan içinden geldiği gibi davranan, istediği lafı hatta argoyu söyleyen, bu tip insanlara toplum içinde; ‘’dobra insan’’ tabiri kullanılır. Bu tip insanlar ilk kez girdikleri bir toplum içinde bile diğerlerine kıyasla asla sıkılgan değillerdir, kolay ilişkiler kurarlar.

 

Birde bu mekanizmanın durduğu zamanlar vardır. İşte o zaman yaptıklarınızdan ve söylediklerinizden ötürü kimse sizi sorumlu tutmaz. İşte bu akıl hastalığıdır. İçinizden geleni, geldiği anda, asla sonucunu umursamadan yaparsınız.

 

İşte biz insanların istediğimiz her şeyi içimizden geldiği şekilde yapmamızı önleyen bu mekanizmadır. yetişkinliğe gidildikçe gelişen ve bizi kontrol eden bu mekanizma, bizim kafamıza estiği gibi davranmamızı önler ve davranışlarımızı kontrol eder.

 

Aslında psikolojinin ana dallarından biri olan behaviorism yani davranışçılık kuramının ilgi alanı budur. Davranışçılık ayni zamanda bireysel ahlakı ve onun birleşimi de toplumsal ahlakı oluşturur.

 

İnsanlarda bu filtreleme mekanizmasının zafiyete uğraması, giderek yaygınlaştığı taktirde toplumsal ahlak çöküntüye uğrar. Zina, fahişelik, eşcinsellik, hırsızlık ve adam öldürme olayları giderek artar, ve o toplum parçalanır.

 

Toplumsal ahlakın çöküntüye uğramasının temel nedenlerinden biri; ekonomik krizdir. Ayni Amerika Birleşik Devletlerinin organize ederek suni olarak Rusya'da yarattığı ekonomik kriz gibi.... İşte bu bir toplumun ahlaki açıdan çöküş nedenidir. Çünkü aç insan hırsızlık yapar, fahişelik yapar ve gerekirse adam bile öldürür. Benzeri bir suni ekonomik kriz Bolşevik ihtilalinden sonra Rusya'da Lenin tarafından kasti olarak yaratılmış ve insanlar açlıktan böcek gibi ölmüşlerdir. Bu toplum ahlakının bozulmasında ekonomik kriz gibi dış bir etkenin sebep olduğu durumdur. Toplum doğru ve yanlışı ayırt edemez etse bile umursamaz, dilediği gibi davranır. Böylece toplum kötüye doğru gider.

 

Bir de iç etken vardır. Yani insanın içindeki etken... bu bireysel ahlakı kontrol eden filtreleme mekanizmasının çalışmasında bir bozukluk sonucu ortaya çıkar, önce bireyleri sonra da tüm toplumu sarar.

 

İşte bu iç etken’in nedeni de inançsızlıktır.

 

Buna en güzel örnek Kuran-ı Kerim’de bir çok ayette tekrar tekrar örnek gösterilen Lut kavmi’nin durumudur.

 

Lut kavmi azgınlığın doruk noktasındaydı. Çünkü kendilerini engelleyecek bir inançları yoktu. Her türlü fuhuş, zina, ensest ve eşcinsel ilişkinin doğal kabul edildiği bu toplumda, bunları yapmayanlara anormal gözü ile bakıyorlardı.

 

Ve lut... Toplumuna şöyle demişti: "sizden önce alemlerden hiçbirinin yapmadığı bir iğrençliğe mi girişiyorsunuz?"

"siz, kadınları bırakıp şehvetiniz yüzünden erkeklere gidiyorsunuz. Doğrusu siz sınır tanımayan bir topluluksunuz."

Toplumunun cevabı sadece şunu söylemeleri oldu: "çıkarın şunları kentimizden. Çünkü onlar, temizlik tutkunu insanlardır." a'raf suresı 80-81-82

 

Lut toplumu günümüzde unutulmaya yüz tuttu ama yaptıkları günümüz toplumlarının yaptıkları ile benzer durumlar sergilemektedir.

 

Yirmi birinci yüzyılın başlarında olduğumuz bugünlerde, bilim ve teknolojide büyük ilerlemeler kaydeden insanoğlu, kendi benliğinde ve ahlaki değerlerinde gerileme kaydetmektedir. Geçmiş toplumlarda illegal olan davranışlar, günümüzde legal hale gelmiştir.

 

Hırsızlık, alt tabakada suç olarak kabul görürken, üst tabakada olağan karşılanmakta hatta bu kişiler toplumu yöneten pozisyonlara getirilmektedirler. Banka hortumcuları ellerini kollarını sallayarak yurt dışına gidip hortumladıkları ile rahat bir yaşamlar sürebilmektedirler.

 

Apo gibi bebek katilleri ada sefası sürmektedirler. İnsan hakları adı altında devlet tarafından beslenmektedirler. Ve yaptıkları yanlarına kar kalmaktadır. Çünkü insan hakları mahkemesi Apo’nun öldürdüğü insanların haklarını korumak için kurulmamıştır.

 

Eşcinsellik hakları onaylanmıştır. Fuhuş legal hale gelmiştir. Zina ise ön evlilik adı altında yasallaşmış gibidir.

 

Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o iğrenç bir iştir; yol olarak da çok kötüdür. İsra suresı 32.

 

Cenab-ı Allah’ın yol olarak çok kötü diye tanımladığı davranışlar günümüzde yasallaşmıştır. Çünkü rağbet görmüştür.

 

Kısacası yolsuzluk yol olmuştur.

 

Bu durumda şöyle bir soru sorulabilir ?

 

Günümüzde bu davranışlar eğer doğru ise, Lut ve benzeri kavimler boşuna mı helak edildi ?

 

Eğer çağdaşlaşmak, bizi geçmişe götürmekte ise, tarih boyunca medenileşmek adına uzun bir yolu boşuna kat etmişiz demektir.

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN

 

(Akın Örsmen 27.5.2005)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 

 
   
         
   

GERİ DÖN