İNSANLAR NELERE TAPTI ?

   
   

 

İnsanlar asırlar boyu hep bir şeylere şeylere tapmışlardır.

 

Gök gürültüsünden korkup, gök gürültüsüne,

Ateşten korkup ateşe,

Şimşekten korkup şimşeğe tapmışlardır.

 

Sonra insanlar daha farklı tanrı arayışlarına gitmişler,

 

İlkel Afrika kabileleri yaptıkları totem’lere,

Kızılderililer, manitu’ya, vikingler, odin’e, tapmışlardır.

 

Eski yunan uygarlığında tek ilah yetmemiş, sanki bir şirket departmanları gibi her görev için bir ilah belirlemişler, ve helenizm dönemi adım başı bir tanrı ile geçmiştir. Zeus, athena, artemis, apollon, mars, v.s.

 

Roma imparatorluğu da ayni fikri benimsemiş, bu dünyanın bir sürü işi ile yorulmasın diye tanrılar arasında iş bölümü yapmışlar, onlar da helen uygarlığı gibi çok tanrılı bir tutum izlemişlerdir.

 

Gelelim eski mısır dönemine; bu kez insanlar kendilerini tanrı ilan etmeye başlamışlardır. Tanrı krallar dönemi.... Başlangıçta ra yani güneş tanrısı ile başlayan tanrılar resmi geçidi, pislik böceği tabir edilen, kutsal hap yuvarlayıcı ismini verdikleri böceğini kutsal saymak kadar ayağa düşürülmüştür. Bubastis ismini verdikleri kedi tanrılara, ibidae familyasından ibis kuşlarına kadar her şey kutsal olarak kabul edilmiş ve insanlar bu sapkın inançlarını firavunları tanrı ilan edene kadar devam etmiştir.

 

Korktuğu yada kendisinden güçlü gördüğü bir şeye inanan insanı anlayabilirim. Ama yaratılanı görüpte Yaratan’a inanmamayı anlayamıyorum. Özellikle yirmi birinci yüzyılın başlarında hala ateist görüşe sahip bir insan; insanlığını keşfedememiş insandır.

 

Bilim ve tekniğin henüz zayıf olduğu bir dönemde, insanların Allah kavramını kafalarında şekillendirebilmesi zordur. Çünkü insan hep dar bir çerçeve içinde düşünür. Sonsuzluk kavramı anlaşılması kolay değildir, insan için. İşte bu yüzden insanlığın bilim bakımından geri olduğu, henüz dünya ile ilgili bir çok gerçeğin bilinmediği dönemlerde Allah insanlara bir çok elçi göndermiştir.insanın dar düşünme kapasitesindeki Allah kavramını açıklığa kavuşturabilmek için. Çünkü insanlar Allah’ı bir putun içine sığabileceğine inanabilecek kadar dar bir bakış açısına sahiptiler. 

 

Oysaki  tanrı bu evrene hatta bu uzay boşluğuna bile sığamayacak kadar büyüktür. Aslında mantıken uzay boşluğu gibi devasa bir kainatı yaratan tanrı bunun içine sığamayacak kadar büyük olmalıdır. İşte ‘’O ‘’ tüm alemlerin rabbi yaratıcısı olan Allah’tır...

 

‘’O’’ Hz.Adem’den itibaren zaman zaman insanlarla konuşmuştur.

Hz. Şit ile Hz. Hud ile Hz. İbrahim ile.... Ama insanlar bu peygamberlerin anlattıklarını anlamamışlar, anlamak istememişlerdir. Çünkü işlerine gelmemiştir.

 

Hz.Musa ile birlikte emredilen din Musevilik aslında İslam'dır.

 

Musa, bizimle sözleştiği yere gelip Rabbi de kendisiyle konuşunca şöyle konuştu: "Rabbim, göster bana kendini, göreyim seni." Dedi: "Asla göremezsin beni. Ama şu dağa bak. Eğer o yerinde durabilirse, sen de beni görebileceksin." Rabbi dağa tecelli edince onu parça parça etti. Ve Musa baygın vaziyette yere yığıldı. Kendine gelince şöyle yakardı: "Tespih ederim o yüce varlığını, tövbe edip sana yöneldim. İman edenlerin ilkiyim ben." A'RAF SURESI 143.

 

Cenab-ı Allah sonra Hz. İsa vasıtası ile insanlar ile konuşmuş ve yine İslam'ı emretmiştir.

 

İsa onlardan inkârı sezince şöyle konuştu: "Allah'a gidişte benim yardımcılarım kim?" Havâriler dediler ki: "Biz Allah'ın yardımcılarıyız. Allah'a iman ettik biz. Tanık ol, biz müslümanlarız/Allah'a teslim olanlarız." ALİ İMRAN SURESİ 52.

 

Hatta Hz. İbrahim’e emredilen din de İslam'dır.

 

İbrahim ne bir Yahudi idi ne de bir Hıristiyan. O, sadece Hanîf bir müslümandı/Allah'a teslim olandı. O müşriklerden değildi. ALİ İMRAN SURESİ 67.

 

Görüldüğü gibi Allah insanlara İslam’ı emretmiş ama insanlar gönderilen dinleri yozlaştırmışlar ve putperestliğe yönelmişlerdir. Oysa ki;

 

Allah katında din İslam'dır/barış ve esenlik için Allah'a teslim olmaktır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık/doymazlık/azgınlık/denge noktasından sapma/yalancılık/zulüm/kibir/zinakârlık yüzünden ihtilafa düştü. Kim Allah'ın ayetlerine nankörlük ederse, Allah, hesabı çabucak görecektir. ALİ İMRAN SURESİ 19.

 

Sonuçta, tüm semavi dinlerin özü birdir, sadece Allahın insanlara tebliğ için bildirdiği peygamberler farklıdır.

 

İşin özü budur.

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN.

 

(Akın Örsmen 18.5.2005)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 
   
         
   

GERİ DÖN