BİR PARANIN HİKAYESİ

 

 

Soğuk ve karanlık bir kasada dünyaya gözlerimi açtım. Üzerimde büyük rakamlarla 100 yazıyordu.  Etrafımda benim gibi yüzlercesi hatta binlercesi vardı.

 

Evet, ben bir parayım. Doğduğumda gıcır gıcırdım. Bir bankanın kasasında diğer arkadaşlarım ile birlikte deste halinde bir süre beraber yaşadık. Sonra bir gün bir el beni o soğuk kasadan çekip aldı. İçinde bulunduğum desteden birden bire çekip çıkarttılar. Gün ışığını ilk kez o gün gördüm. Çok güzeldi. Sonra beni deri bir çantaya benzerlerim ile birlikte yerleştirdiler. Ve işte ilk kez o gün sahiplenildim. İlk sahibim çok cimriydi fakat beni çok severdi. Beni avuçlarının arasına alıp okşar okşar sonra evindeki karanlık ve soğuk kasasına koyardı. Uzun bir süre o kasada yaşadım.

 

Sonra bir gün farklı biri kasayı açtı ve beni hoyratça bulunduğum yerden aldı. Meğer yaşlı sahibim ölmüş ve ben onun haylaz ve hovarda oğluna miras kalmışım. Yeni sahibim ile beraberliğim kısa sürdü. Bir gece birkaç dakikalık zevk uğruna beni bir fahişenin koynuna attı.

 

Artık kadın bir sahibim vardı. Fakat bu beraberlikte fazla uzun sürmedi. Kadın beni bir paket eroin için uyuşturucu satıcısının eline verdi. Beni yeniden soğuk ve karanlık bir kasaya koydular. Yanımda benim gibi milyonlarca arkadaşım vardı. Kendimi kirlenmiş hissediyordum. Uzun bir süre o kasada yaşadım. Sonra bir gün lüks bir villa karşılığında satıldım. Yeni sahibim bir müteahhitti. Yaşlı şişman ve zengindi. Yeniden bir bankanın kasasına girdim.

 

O vakitler bana kara para diyorlardı ve nasıl olduğunu bilemediğim bir şekilde beni aklayacaklarını söylüyorlardı. Meğerse ben kirlenmişim. Hâlbuki aslında kirlenen ben değildim, sahiplerimdi. Ve asıl aklamak istedikleri ise kendileriydi.

 

Sonra bir gün yeniden gün ışığına çıktım. Dediklerine göre artık aklanmıştım. Bir vergi dairesinin veznesine yatırdılar beni… Bir vergi cezası bedeli olarak… İşlemediğim bir suçun cezası olarak….

 

Artık eskisi gibi gıcır gıcır değildim. Eskimiş ve yıpranmıştım. Bir sürü kirli el beni tutmuş ellemişti. Aklandığımı söylüyorlardı fakat ben giderek kirlendiğimi hissediyordum.

 

Sonra bir aybaşında beni maaş bedeli olarak bir memurun avucuna saydılar. Yeni sahibim orta halli biriydi. Fakat beraberliğimiz fazla sürmedi. Ertesi gün ev kirası olarak yeni sahibime verildim. Daha ertesi gün ise bir kilo kıyma karşılığında bir kasabın ellerine geçtim. Kasap et kokulu elleri ile beni aldı mıncıkladı. Her tarafım et kokuyordu. Allahtan beraberliğimiz kısa sürdü. İki gün sonra yeniden bir bankanın kasasına girdim. Veznedar, üzerimdeki kırışıkları düzeltti ve diğer arkadaşlarım ile birlikte bir desteye yerleştirdi.

 

Sonra yine bir aybaşı beni emekli maaşı olarak yaşlı tonton bir amcanın eline verdiler. Artık o yaşlı ihtiyarın cebindeydim. Benim gibi beş altı tane arkadaşım vardı o cepte. Etrafımda bana benzeyen arkadaş sayısı giderek azalıyordu. Galiba yaşlı sahibim gibi bende yaşlanmıştım. Etrafımdaki dostlarım giderek azalmıştı.

 

Ertesi gün yaşlı amca, pazara alış verişe çıktı ve yarım kilo istavrit karşılığında beni bir balıkçıya sattı. Balıkçı beni avucunda buruşturup cebine soktu. Artık hem pis kokuyordum hem de ıslaktım.

 

Kendi kendime düşündüm; acaba eskiden mi daha kirliydim yoksa şimdi mi?

Evet, ıslaktım ve pis kokuyordum fakat nedense kendimi daha temiz hissediyordum. Çünkü artık iyi ellerdeydim.

 

Artık yaşlanmış ve eskimiştim. Lüks bankaları artık pek görmüyordum ve elden ele dolaşıyordum. Değerim de düşmüştü. Hani enflasyon mu ne diyorlar, işte ona uğramıştım. Eskiden çok daha fazla şeylerin bedeli olarak alınıp satılırken, şimdi ufak şeyler için elden ele dolaşıyordum. Bir gün bir ekmek bedeli olarak satıldığım gün anladım bunu.

 

Artık bir fırıncıya aittim. Fırıncı da iyi bir insandı fakat bir sorunu vardı. Eşi hastaydı. Dediğine göre kansermiş ve onun tedavisi için benim gibi çok paraya ihtiyacı varmış. Fakat anlayamadığım şey, bana çok ihtiyacı olduğu halde, çok fakir ve paraya daha çok ihtiyacı olduğunu söylediği bir komşusuna beni karşılıksız olarak verdi. Hayır, işiymiş ama ben hala nedenini anlayamadım. Çünkü ilk kez bir karşılık beklemeden başka birine verilmiştim.

 

Evet, ben bir parayım. Binlerce sahibim oldu. Bunların çoğu şimdi hayatta değil. Ve bende birazdan tedavülden kaldırıldığım için imha edileceğim. Bunlar merkez bankasındaki son sözlerim.

 

Çok sahibim oldu. İyi insanlar da gördüm, kötü insanlar da… İnsanların birçoğu bana taptılar. Birçok insan bana sahip olmanın bedelini insanlıkları ile ödediler. Birçok insan da benim karşılığımda cennette kendilerine bir yer satın aldılar.

 

İnsanlar benimle mutlu oldu. Fakat ben gördüklerimden çok az mutlu oldum.

 

Bir zamanlar ben bir paraydım…

 

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN

 

(Akın Örsmen 17.11.2010)

YOL GÖSTERİCİ

 

www.yolgosterici.com

 

   
         
   

GERİ DÖN