CESARET NEDİR ?

   
   

Uzun yıllar önce Robert kolejinin giriş sınavında ‘’cesaret nedir ‘’ isimli bir kompozisyon verilmişti bize. Sınava girenlerden biri; ‘’cesaret benim gibi kağıdı boş teslim etmektir’’ diyerek kağıdını görevliye boş olarak teslim etmiş ve okula girişi kazanmıştı.

 

Cesaret, kavramını anlamadan önce, ‘’insanlar neden korkar ?’’ Sorusuna cevap aramamız gerekir.

 

İnsanlar genelde ne olduğunu bilmediği şeylerden korkar. Mesela, hayatınızda hiç fil görmemiş olsanız, fil diye bir hayvanın varlığından haberdar olmasanız, fil gördüğünüzde korkarsınız. Oysa fil, tehdit edilmediği sürece saldırmayan sakin bir hayvandır.

 

Ne olduğunu bilmediğimiz şeyler bizi ürkütür. Evde televizyon seyrederken, içeriden gelen bir tıkırtı bizi tedirgin eder. Oysa açık bıraktığımız pencerenin çıkardığı bir sestir. Fakat gidip bakmadan içimiz rahat etmez.

 

Herkes cennete gitmek ister ama hiç kimse ölmek istemez. Çünkü ölüm, az veya çok herkesi korkutur. Kimileri bu dünyada sahip olduklarını kaybedeceği için korkar, kimileri de öldükten sonra vermek zorunda olacağı sorulara vereceği cevapları olmadığı için korkar. Aslında bunun genel nedeni, ölüm ve sonrasında karşılaşacaklarımız hakkında bilgi sahibi olmayışımızdır.

 

Çevremizi algılamamız beş duyumuz ile olur. Bu beş duyumuz sayesinde etrafımızda olup bitenin farkına varırız. Bunun dışında olup biten hakkında yaptığımız yorumlar, yalnızca zandan ibarettir. Oysa duyu organlarımızda vücudumuzun diğer uzuvları gibi sınırlı yeteneklere sahiptir. Bu yüzden kızıl ve mor ötesi ışıkları göremeyiz, belli desibelin altında ve üstündeki sesleri duyamayız. Zaten duysak bahçedeki ufacık bir böceğin çıkarmış olduğu ses bizi rahatsız eder, uyku bile uyuyamayız.

 

Bazen bilmemek, görmemek veya duymamak bizim iyiliğimiz için tasarlanmış bir lütuftur. Fakat bazen de hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir şey, nedense bizi korkutmaz. Bu yüzden onu umursamayız, önemsemeyiz. İşte buna cahil veya deli cesareti denilir.

 

Ateistlerin durumu bu tanıma uyar. Hakkında bilgi sahibi olmadıkları yaratıcı onları korkutmaz. Ve ortak yanları ise yaptıklarından asla pişmanlık duymamalarıdır.

 

Bir de yaratıcı hakkında biraz bilgi sahibi olup ta, menfaatlerine düşkün olan insanlar vardır. Bunların menfaatlerine olan düşkünlükleri, inanç zafiyeti içinde olmalarına ve yaptıklarından dolayı hesap sorulacağını umursamamalarına neden olur.

 

Günümüzde inanmıyorum diyen insan zaten yanlış içindedir. Fakat inandım diyen bazı kişilerde, menfaatlerini ön plana aldıkları için yanlış içinde bocalar dururlar. Kul hakkının hesabının sorulacağını bilmelerine rağmen, yoksulun ve yetimin rızkını kendi mallarına katıp afiyetle yerler. İşte buda bir deli cesaretidir.

 

Yetimlere mallarını verin. Temizi pise değişmeyin. Yetimlerin mallarını kendi mallarınıza katarak yemeyin. Bunu yapmak gerçekten büyük bir vebaldir.

NİSA SURESİ 2.

 

Deniz feneri isimli kuruluşun yardım amacı görüntüsünde topladığı paraları kendilerine mal etmek için, bir insanın gerçekten Allahtan korkusunun olmaması gerekir.

 

Peki ya Allahtan korkmak ne demektir ? Allahtan korkmak, onun hoşuna gitmeyen bir şey yaparak, onun sevgisini kaybetmekten korkmak demektir.

 

Seven bir insan için, sevdiğinin sevgisini kaybetmekten daha korkunç ne olabilir ?

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN

(AKIN ÖRSMEN 11.9.2008)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 

 
   
         
   

GERİ DÖN