VİCDAN MESELESİ

   
   

Biz insanlar çoğu zaman yaptıklarımızı yada yapmadıklarımızı haklı çıkartacak arayışların peşindeyiz. Yanlışlarımızı doğru gösterecek bir kılıf ararız, hatalarımızı görmeyiz, görmek istemeyiz.

 

‘’Cennette, cehennemde bu dünyada…’’ demek, bizi yapmak zorunda olduğumuz şeylerden uzaklaştırmak için uydurulmuş bir yalandır ve biz buna kendimizi inandırırız.

Çünkü yaptıklarımızın bir bedeli olmadığını düşünmek bizi rahatlatır.

Böylelikle sorumluluklarımızdan uzaklaşır ve dilediğimiz gibi yaşayabiliriz. Oysa gerçeklere gözümüzü kapamak ve inkar etmek var olanı yok etmez.

 

Öz eleştiri yapmayan bir insan kendindeki hataları göremez. Ve daima kendisini haklı sanır. Oysa insanın içinde zaman zaman insanı yargılayan bir mekanizma vardır. Biz buna kısaca ‘’vicdan’’ deriz.

 

İnsanları dilediği gibi davranmaktan alıkoyan yalnızca insanların koymuş olduğu yasalar değildir, ayni zamanda kendi vicdanıdır. Oysaki biz insanlar hatalarımızın bizde yaratacağı vicdan azabını hafifletebilmek için nefsimiz denilen avukatın savunmasını kabullenir ve şöyle deriz; ‘’bu dünyaya bir kez gelinir. O halde gününü gün et…’’ Bizlerde günümüzü gün etmek adına yarınımızı zehir ederiz.

 

İnsan hayatı ortalama 70-80 yıldır. Ve bu süre bize yaşarken uzun gibi gelir. Oysa insan hayatı bir sistol diyastol kadar kısadır. Bunu ancak kalbimiz atışını duymadığımız vakit anlarız.

 

Önemli olan çok uzun bir ömür yaşamak değil, kısacık bir ömre iyi şeyler sığdırabilmektir.

 

Geçenlerde gazetelerde bir haber yayınlandı;

'Cehennem diye bir şey yoktur'

Karikatür krizlerinden sonra bu kez Hıristiyanlıkla ilgili tartışma çıktı. Bir din adamı "Cehennem yok. İncil'e sonradan girdi. Cehennem aslında korkularımız" dedi..

Karikatür krizleri, İslam'a hakaret ve Müslüman tartışmalarıyla adı adeta özdeşleşen Danimarka'da yeni bir kriz kapıda. Bu kez konu, İncil yeniden yazılırken bir piskoposun ortaya attığı iddia. Aorhus kentinde görev yapan piskopos Jacob Holm, "Cehennem diye bir şey yoktur" açıklamasıyla bomba etkisi yarattı. Holm, "Cehennem, insanların hayattayken içinde yaşadığı bir şey. Sonsuza kadar insanların cezalandırıldığı bir cehennem yok. İncil'de de böyle bir tarif bulunmuyor" diyerek pandoranın kutusunu açtı! "Cehennem" tanımının ilk kez Ortaçağ'da yapıldığını, İncil'e de bu dönemde girdiğini savundu. Aslında bu tartışma, Norveç'te İncil'in yeniden çevrilmesi çalışmasında ortaya çıktı. Çeviriyi yapan din adamları, "cehennem" kavramına yeni bir tanım bulunması gerektiğini konuşurken, komşu ülke Danimarka'da tanınmış bir din adamı olan Holm çarpıcı iddiasıyla gündem yarattı. Telefonla ulaştığımız Holm, "doğadaki herşeyin olduğu gibi dinlerin de çağın değişen koşullarına uyarak değişebileceklerini" söyledi.  Sabah gazetesi 25.3.2008

 

Ama iş öyle değil; yakında bileceksiniz! Hayır, hayır! İş öyle değil! Yakında bileceksiniz. İş, sizin bildiğiniz gibi değil! Ne olurdu, şaşmaz ve aldatmaz bir bilgiyle bilseydiniz! Yemin olsun, o cehennemi mutlaka göreceksiniz! TEKASUR SURESI 3-6

 

Birkaç sene önce bir ateist’e ‘’Allah kavramının varlığını kabul etmek sende neyi eksiltiyor ?’’ diye sormuştum. Verdiği cevap ilginçti; ‘’ Allah’ın varlığını kabul etmek özgürlüğümü kısıtlar’’

 

İnsanları dilediği gibi davranmaya zorlayan, sahipsiz ve sorumsuz yaşamalarını sağlayan bir özgürlük tutkusudur bu… Cehennem gibi bir kavramı reddeden zihniyetle, yaptıklarının hesabını düşünmek istemeyen, çünkü düşündüğü vakit vicdanı rahatsız olan insanların düşünüş şeklidir bu…

 

1917 yılında Lenin, Çarlık Rusyasını devirip, Bolşevik ihtilalini gerçekleştirdiğinde ilk önce kiliseleri kapatmış ve İncilleri toplatmıştı. İnsanların Allah’a değil kendisine yönelmelerini istiyordu.

 

Çünkü Allah kavramı insanlarda merhamet duyguları uyandırır. Ve bazı zihniyetlere göre merhametli kişi zayıftır, yok edilebilir.

 

Bir kötülüğün cezası, tıpkısı bir kötülüktür. Fakat affedip barışmayı esas alanın ücretini bizzat Allah verir. O, zalimleri hiç sevmez. ŞÛRA SURESİ 40.

 

İnsanlar bir suçun cezasının verildiğini gözleri ile görmek isterler. Bu yüzden tarih boyunca dünyada intikam ve kan davası gibi çarpık uygulamalar olmuştur. Kısasa kısas mantığı ile insanlar insanların cezalarını kendileri vererek Allah’ın görevini üstlenmeye çalışmışlardır. Oysaki hesap yalnızca aittir.

 

Ya onlara vaat ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana gösteririz yahut da seni vefat ettiririz. O halde tebliğ etmek sana, hesap sormak bize düşer. RA’D SURESİ 40.

 

Sizce insanlar yaptıklarının bedellerini bu dünyada ödüyorlar mı ? Eğer cevabınız ‘’evet’’ ise Halil Bezmen, Abdullah Öcalan gibi insanlar için hayatın adilce davrandığını düşünüyorsunuz demektir. Eğer cehennem yoksa, bunlar gibi insanların bu dünyadaki yaptıkları onların yanına kar kalmaktadır. Ve onların yaptıklarının yanına kar kaldığını düşünüyorsanız, cehenneme ve dolaysı ile Allah’a inanmıyorsunuz demektir.

 

Sakın, Allah'ı, zalimlerin yapmakta olduğundan habersiz sanma. O, onları, gözlerin korkudan donup kalacağı bir güne erteliyor, hepsi bu... İBRAHİM SURESİ 42.

 

Bu şekilde düşünmek ise tüm toplumu suça yöneltir. Herkes yaptığının yanına kar kalacağını, bir bedel ödemeyeceğini düşünürse, sokaklar hırsız ve katilden geçilmez olur.

 

Siz siz olun, vicdanınızın sesini dinleyin. Çünkü o ses, size içinizden seslenen Allah’ın sesidir.

 

Ve şunu sakın unutmayın;

 

En yumuşak yastık,… temiz bir vicdandır…

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN

(AKIN ÖRSMEN 26.3.2008)

YOL GÖSTERİCİ

 

www.yolgosterici.com

 
   
         
   

GERİ DÖN