KEÇİ BOYNUZU

   
   

Hayatınızda hiç keçiboynuzu yediniz mi ? Hayır mı ? Aslında yedinizde farkında bile değilsiniz. Ve yaşarken yemeğe devam ediyorsunuz. Çünkü hayatın kendisi bir keçiboynuzudur.

 

Hepimiz bu hayatta çok ufak bir tat için bir araba odun yemekteyiz.

 

Bu ufak tat bazen mal mülk tutkumuz olur. Asla ebediyen sahibi olamayacağımız bir maddiyatın peşinden koşar dururuz. Bu tat bazen, şöhret ve mevki tutkumuzdur. Bu tutku ile rakiplerimizi ezer geçeriz. Yükselebilmek için onları basamak olarak kullanırız. Bu tutkumuz bazen bir bardak şaraptır. Ve bu tutkumuz bazen şehvet olur akar gider. Bir anlık bir lezzet uğruna bir araba odunu kemirip dururuz.

 

Şöyle bir etrafınıza bakın… masmavi bir gökyüzü, pırıl pırıl bir deniz, yemyeşil ağaçlar, mis kokulu çiçekler, cıvıl cıvıl kuşlar… cennet gibi değil mi ?

 

Şimdi şöyle bir düşünelim; bizim için bu dünyada böylesine güzellikler yaratan Allah, kim bilir kendi katında ne güzellikler yaratmıştır ? Kim bilir onun cennetinde ne güzellikler vardır ?

 

Bizler burada hala bir parça lezzet için keçiboynuzunu kemire duralım.

 

Şu iğreti dünya hayatı, bir eğlence ve oyundan başka şey değil. Âhiret yurduna gelince, asıl hayat işte odur. Ah, bilebilselerdi! ANKEBUT SURESİ 64.

 

Hem biliyor musunuz ? Cehennemde odun falan yok… ateşte yok…

Herkes kendi ateşini oraya kendi götürecektir. Ve o ateşi de bu yediğimiz keçi boynuzunun odunu ile yakacağız.

 

Ey iman sahipleri! Kendilerinizi ve ailelerinizi öyle bir ateşten koruyun ki, yakıtı insanlarla taşlardır. TAHRİM SURESİ 6.

 

Eğer baklavayı keçiboynuzuna tercih ederim diyorsanız, siz bilirsiniz… kemirmeye devam edin….

 

ALLAH YAR VE YOLDAŞINIZ OLSUN.

 

(Akın Örsmen 6.12.2006)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 

 
   
         
   

GERİ DÖN