SORUMLULUKLARIMIZ

   
   

 

Sorumluluklarımız ilkokul ile başlar... öğretmenlerimize karşı sorumluluklarımız. Derslerimiz... Tahsil hayatımız boyunca bu sorumluluklar sürer. Sonra tahsil hayatımız biter, askerlik hayatımız başlar,

Sorumluluklarımız devam etmektedir. Askerlik biter, bir işe gireriz... Ve iş hayatının sorumlulukları başlar. Bu arada evleniriz. Kendi sorumluluklarımızın yanı sıra.başka bir insanın sorumluluğunu da üstleniriz. Bu arada çocuğumuz olur...bir sorumluluk daha.... Büyür evlendiririz.... Bu da ayrı bir sorumluluktur.... Ve bütün yaşamımız boyunca bütün bu sorumluluklar bizimledir....çünkü bu hayatın bizim gördüğümüz ve yorumladığımız yönüdür....

 

(Bilin ki, şu iğreti dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden, bir süsten, aranızda bir övünmeden, mallarda ve evlatlarda çoğalma yarışından başka şey değildir. Bir yağmur misali ki, çıkardığı bitkiler çiftçilerin hoşuna gider. Ama biraz sonra o ot kurur, sapsarı kesildiğini görürsün. Nihayet bir ot ufantısı haline gelir. Âhirette şiddetli bir azap var, Allah'tan bir af ve hoşnutluk da var. Dünya hayatı bir aldanış/gurur aracından başka şey değildir. HADİD SURESİ 20.)

 

Aslında çok önemli bir sorumluluğumuz vardır ama farkına bile varmayız. Farkına varanların bir kısmı ise umursamaz. Bu sorumluluğu tüm benliğinde hisseden insanlara asla bir sözüm yok. Bu sorumluluğumuz ise ‘’Allaha karşı olan sorumluluğumuzdur.’’

 

Nedense ailemize, tahsil hayatımıza, iş hayatımıza, eşimize ve çocuklarımıza karşı olan sorumluluklarımız kadar, bu sorumluluğumuza önem vermeyiz.

 

Müslüman olsun, Hıristiyan olsun, Musevi olsun yada kendine başka bir ilah edinmiş olsun hatta  ateist olsun. Herkesin kendisini yaratan Allaha karşı bir sorumluluğu vardır. Bunun farkına varsa da varmasa da... Çünkü her insan neye inanırsa inansın yada inanmasın, ‘’O’’ na hesap verecektir.

 

Peki insan ‘’O’’nu  ne zaman hatırlar. Gerçeğini söylemek gerekirse, bir çok insan işi düştüğünde hatırlar.

 

Bir imtihana girerken... Yoksulluk yada hastalık yada bir felaket kapısını çaldığında.... Ya da yaşlanıp ölüm yaklaştıkça...

 

Bir çok insan, daha çok erken, yaşlanınca namaz kılmaya başlarım diye düşünür. Sanki yaşlanacağını garanti altına almış gibi düşünür. Oysa bir saat, hatta bir saniye sonramız bile meçhuldür.

 

Müslümanlardan bir kısmı, sadece nüfus kağıdında ‘’Müslüman’’ yazanlardandır. Bir kısmı bayramlarda ve ramazanda ‘’Müslüman’’ olduklarını hatırlarlar. Maalesef bir kısmı onu da hatırlamaz. Bir felaket kapısını çalana kadar....

 

İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla ferahlar, şımarırlar. Kendi ellerinin hazırladıkları yüzünden kendilerine bir kötülük gelip çatsa, hemencecik ümitsizliğe düşerler. RUM SURESİ 36.)

 

Anın beni ki, anayım sizi. Şükredin bana, sakın nankörlük etmeyin! BAKARA SURESİ 152.

 

Bize ‘’nasılsın iyi misin ?’’ diyene bile ‘’iyiyim, teşekkür ederim’’ diyoruz.

Ama bize nimetler veren, koruyan, nefes almamızı sağlayan yüce Allah'ı ne yazık ki çok az hatırlıyor ve teşekkür ediyoruz.

 

Bazı insanlar, diğerlerinin zenginliklerine, mevkilerine bakıp, kendilerinin haksızlığa uğradığını düşünürler. Çünkü şeytan onu böyle düşünmeye sevk ederek Allah’a isyan etmesini istemektedir.

 

(Onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. İş sadece şudur: Allah onlara şu iğreti hayatta azap etmeyi ve canlarının küfre sapmış bir halde çıkmasını istiyor.

TEVBE SURESİ 55.)

 

Acaba o zenginlik ve itibar içindeki o kişi acaba mutlu mudur ? Dilediği her şeyi yiyip sağlıklı bir nefes alabiliyor mudur ?

 

Elinizle ağzınızı ve burnunuzu kapatın bakalım, kaç saniye nefessiz durabileceksiniz ? Görüyorsunuz ya.... Ona teşekkür etmemiz için o kadar çok sebebimiz var ki....

 

(Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! ABESE SURESİ 17.)

 

Bu Kuran-ı Kerim de beni en çok etkileyen sözdü... O sonsuz sabrın sahibi yüce Allah, insanın nankörlüğü karşısında kahrediyor. Bu söz üzerinde uzun uzun düşündüm.

 

Sizler yaptığınız tüm iyiliklere karşı size bir teşekkürü bile esirgeyen biri için acaba ne düşünürdünüz ? Nasıl davranırdınız ?

 

‘’O’’ bizlerden verdikleri karşısında sadece hatırlanmak ve teşekkür edilmesini istiyor. Ama bizler ne yazık ki ‘’O’’ na bir teşekkürü bile çok görüyoruz.

 

SADECE NÜFUS KAĞIDINDA ‘’MÜSLÜMAN’’ YAZANLARDAN OLMAYIN.

 

‘’O’’ na teşekkür etmek için mal mülk ve itibar sahibi olmayı beklemeyin.

Ve ‘’O’’ nu hatırlamak için başınıza bir felaket gelmesini beklemeyin....

 

Unutmayın ki ‘’O’’nu hatırlamak ve teşekkür etmek için fazla zamanımız olmayabilir...

 

Allah yar ve yoldaşınız olsun.....

 

(AKIN ÖRSMEN 12.2.2005)

YOL GÖSTERİCİ

www.yolgosterici.com

 

 

   
         
   

GERİ DÖN